
1980 yılının sonbaharında Konya’da doğdum. Öğrenim hayatımın neredeyse tamamını Konya’da tamamladım. Neredeyse diyorum çünkü ilkokuldan fakülteye kadar öğrenim hayatım Konya’da idi. Son olarak Açık Öğretim Fakültesi Adalet Bölümünü ise Antalya’da ikamet ettiğim yıllarda bitirdim. Umarım dikey geçiş sınavı ile Hukuk Fakültesine geçiş yapabilirim.
Biraz geriye gidelim; lise yıllarına mesela! Öylesine yaramaz, haylaz, başına buyruk bir çocuktum ki maalesef başta ailem olmak üzere öğretmenlerim benden çok çektiler. O yıllarda elbette her genç delikanlı gibi benim de pek çok hayalim vardı. Kurduğum hayaller bize öğretildiği gibi hep maddi idi. Tam bir 80’ler çocuğuydum. Yabancı müzik dinler, daracık siyah kot pantolonlar ve siyah tişörtler giyerdim. Sakallarımı ve saçlarımı her fırsatta uzatır marjinal görünmeye çalışarak belki de kendimi ispat çabasına girerdim. Dedim ya tam 80’ler çocuğuyum diye; korku filmleri izler rock müzik dinlerdim. İçinde bulunduğum ortamda genel olarak çok sevilen biriydim. İlgilendiğim şeylerse gençliğimden beri merakımı gidermekti! Özellikle birkaç konuda oldukça meraklıydım; hayvanlar, uzay ve tarih.
Burada aklıma gelen harika bir söz var, dünyada yaşamış en yüksek IQ’lu beyin bile şöyle demiş; “Benim özel bir yeteneğim yok. Sadece tutkulu bir meraklıyım” Albert Einstein bu cümleyi; tamamen kendi gerçeği ile yüzleşmiş biri olarak kurmuştur.
Bense kendi gerçeğim ile pek az zaman önce tanıştım! Hayatımda geç kaldığım çok şey oldu; acele ettiğim için geç kaldım aslında pek çok şeye! Nasıl yani dediğinizi duyar gibiyim. Genel itibariyle hızlı sonuçlarla ilgilenen bir birey olarak hata yapma ihtimaliniz hep daha yüksek seviyede oluyor. Hızlı hareket edebilmek için yanlış kararlar alma ve bu kararların yanlış olduğunu yolda anlama ihtimaliniz çok yüksek… Konuşmaktan en çok hoşlandığım konular; tarih ve mesleğim ile ilgili konulardır. Evet meslek diyorum; emlakçılığı bir iş olarak, benim işim olarak gördüğüm için… Dikkatinizi çekmek isterim bunu söylemesi zordur, zaman alır! Nedeni mi? Açıklamaya çalıştığım makalemde (emlakçılık zor bir iş mi) daha detaylı paylaşımlar bulabilirsiniz, incelemenizi öneririm.
Yakın tarihimizde yaşananlara baktığımızda ne kadar boş ve gereksiz şeylerin peşinden koştuğumuzu anlıyor ve burkuluyoruz. En azından ben ve eşim bunları hissediyoruz. Vatan uğruna verdiğimiz canların, yetim kalan çocuklarımızın, eşlerini tekrar göremeyen kadınlarımızın hissettiklerini anlamaya çalışmak bile bizi derinden yaralıyor. İşte böylesine anlamlı ve derin duygular yaklaşık bir asır önce bu topraklarda yaşandı. Peki ya bizler? Nasıl yaşıyoruz hayatlarımızı? Hayatlarımızı hangi değerler için şekillendiriyoruz? Bu soruların cevaplarını sizlere bırakıyorum, umarım düşündürür…
Öyleyse hayatlarımızı biraz daha fazla anlamlı hale getirmek için üretmemiz şart! Ne ürettiğinizin bir önemi yok, yeter ki üretin! Bu fikirden yola çıkarak, aldığım eğitimler ve iş hayatında edindiğim tecrübeler bu siteyi kurmamı sağladı. Hoş geldiniz! Birlikte daha güçlüyüz! Birlikte çalışarak gayrimenkul sektöründe yaşadığınız tüm sorunların üstesinden gelebiliriz!
Yaklaşık altı yıldır gayrimenkul sektöründe faaliyetlerime devam ediyorum. Sizi temin ederim altı yıl bu sektör için oldukça uzun bir süre zira ilk yılı atlatanların sayısı başlayanların sayısının en iyimser bakış ile ancak yarısı olabilir. Nasıl mı geçti yıllar? Tahmin edeceğiniz üzere pek çok inişler ve çıkışlar oldu. Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik durumun her sektörde yarattığı dalgalanmalar elbette emlak sektöründe de yaşanmaktadır. Bununla beraber istatistiksel verilere baktığımızda Antalya’da bu mesleği icra etmek, Türkiye’deki pek çok şehre göre daha çok fırsatlar barındırmaktadır. Bu savımı hemen bir örnekle pekiştireyim; döviz kuru artışları genel olarak yatırımcı ya da son kullanıcıları beklemeye zorlarken, Antalya konumu ve iklimi itibariyle yabancı uyruklu vatandaşların ve yurt dışında yaşayan Türk’lerin dikkatini çekmektedir.
Atatürk; “Hiç şüphesiz ki Antalya dünyanın en güzel şehridir” derken elbette doğası, tarihi ve bir liman kenti olarak ticaret potansiyelini kastetse de Antalya; emlak sektöründe pek çok fırsat sunuyor. Yabancı uyruklu vatandaşlar ve yurt dışında yaşayan Türk’lerin Antalya’da yazlık sahibi olmak istemeleri, sezon gelirlerini gayrimenkul yatırımına dönüştürmek isteyen turizm çalışanları, pandemiye rağmen sadece iki ayda 1,66 milyondan fazla yolcu trafiği ile havalimanı personelinin gelirlerini gayrimenkul yatırımına dönüştürmeleri, fırsatlardan sadece birkaçıdır…
Bir takvim yılı içinde Antalya’da satılan konut sayısı ortalama 60 bin civarındadır. Demek oluyor ki ayda ortalama 5 bin konut satılan bir şehirde bu işi icra etmek başlı başına fırsattır. Örneğin Bursa; nüfusu açısından Antalya’dan daha büyük bir şehir olmasına rağmen Antalya’daki konut satış adetleri hep daha fazla! Nedenlerini yukarıda paylaşmıştım. Son beş yılda yaşadığımız pek çok kriz oldu, Rus uçağının düşürülmesi, 15 Temmuz darbe girişimi, terör saldırıları, döviz dalgalanmaları ve pandemi! Tüm bu krizlere rağmen Antalya’da konut satış adetleri hep yükseldi, konut satış fiyatları yükseldi, müteahhitler için karlı olmayabilir dediğimiz arsalara bile inşaatlar başlandı! İşte bu sebeplerden ötürü Antalya her dönemde fırsatlar barındıran bir kent. Elbette ne kadar azimli olduğunuzla orantılı olarak emlakçılık yapanların işleri benimki gibi büyüdü! Zaten büyüyemeyenler de sektör dışında kaldı!
